Gereksiz Araştırmalar Enstitüsü

Gereksiz Araştırmalar Enstitüsü sanatçıların dünyayla ilişki kurma biçimlerinde, disiplinlerarası uygulamalar ve bağlamsal estetik yoluyla yeni bir paradigma sunuyor. Katılımcı izleyici deneyimleri, performanslar ve enstalasyonlar yaratarak sanatı, bilimi ve felsefeyi bir araya getiriyor. Bazen mizahi, bazen de grotesk olan işleri, sınırları zorluyor ve 21. yüzyılda bilgi üretiminin araçlarını eleştirel biçimde sorguluyor.
Sanatçılar yenilikçidir; yeni bir teknoloji ya da yeni bir araç ortaya çıktığında sanatçılar onu denemek, üzerinde çalışmak isterler – mikrobiyolojiden robotiklere; doku kültüründen sinirbilimine kadar. Bazı sanatçılar performatif bir biçimde bilim insanı rolünü üstlenirken, bazı bilim insanları da sanatçıya dönüşür. Felsefe ve etik her zaman merkezde yer alır ve çalışmalar, bilimin ticari ve politik amaçlarla araçsallaştırılmasını açığa çıkarır. “Bağlamsal estetik” biçimleri izleyiciyi basit bir etkileşimin ötesine geçen, sergi boyunca yeni sonuçlar doğuran ve yazarlığı tartışmaya açan katılımcı deneyimlere dahil etmek için kullanılır. Böylece izleyiciler, kendi başlarına “Gereksiz Araştırmacılar” olmaya teşvik edilirler.
IUR, kendi araştırma alanlarıyla derinden ilgilenen ve deneysel çalışan araştırmacılar ile sanatçılar için bir merkezdir. Araştırmalarımızı performatif ve deneyimsel yöntemlerle sunuyor, kamuyu ve yeni izleyicileri fikirlerimizle buluşturuyoruz. Sanat galerilerinde ve üniversiteler, işletmeler, okullar, festivaller gibi geleneksel olmayan mekânlarda performans etkinlikleri düzenliyoruz (birçoğunu burada görebilirsiniz). Böylece araştırmalarımıza ve meta-araştırmalarımıza kamuyu dahil ediyoruz."[1]
Liderlik ve Misyon
"Anna Dumitriu (1969), eserlerinde el sanatlarını, heykeli ve BiyoSanat’ı birleştirerek mikrobiyal dünya, tıp ve teknolojiyle ilişkimiz üzerine çalışan Britanyalı bir sanatçıdır. Uluslararası alanda güçlü bir profile sahiptir; Barselona’daki Picasso Müzesi, Dublin’deki Science Gallery, Taipei Çağdaş Sanat Müzesi, Amsterdam Waag Society, Berlin Sanat Laboratuvarı ve V&A Müzesi’nde sergi açmıştır. Eserleri Londra Bilim Müzesi ve Cornwall’daki Eden Project gibi önemli kamu koleksiyonlarında yer almaktadır. Projelerini Tate Modern, Princeton Üniversitesi, UCLA ve Ars Electronica gibi mekânlarda sunmuştur. Dumitriu, 2004 yılında Gereksiz Araştırmalar Enstitüsü’nü kurmuş ve grubu yönetmeye ve küratörlüğünü yapmaya devam etmektedir."[2]
Make Do And Mend: CRISPR Gen Düzenleme ve Antibiyotik Direncini Keşfeden Anna Dumitriu’nun Bir Sanat Eseri
“Make Do and Mend”, 1941 yılında bir insanda penisilinin ilk kez kullanımının 75. yıldönümüne atıfta bulunur ve İngiliz Ticaret Kurulu’nun “CC41” (Controlled Commodity 1941) logolu, değişime uğratılmış antika bir savaş dönemi kadın takım elbisesi formunu alır. Bu logo, malzemelerin hükümetin tasarruf düzenlemelerine uygun görüldüğü anlamına gelir. Takım elbisedeki delikler ve lekeler, boya içeren bir besi ortamında yetiştirilmiş, pembe koloniler ya da noktalar oluşturan E. coli bakterileriyle desenlendirilmiş ipek kumaşlarla yamalanmış ve işlenmiştir. Bu E. coli bakterilerinin genomları, “ampisilin antibiyotik direnç” genini çıkarmak için CRISPR adlı bir teknikle düzenlenmiş ve ardından homolog rekombinasyon tekniğiyle, kesinti izi bırakmadan, DNA’nın bir parçasıyla yamalanmıştır. Bu DNA parçası, II. Dünya Savaşı sırasında ev kadınlarını kıtlık döneminde kıyafetlerini onarmaya teşvik eden “Make Do and Mend” sloganını kodlayan, önce ASCII’ye sonra da 4 tabanına dönüştürülmüş DNA dizisidir."[3]